Friday, September 29, 2017

Güzel Günler Gelecek (mi?)

Dünyanın genel gidişatını nasıl buluyorsunuz diye sorsam eminim büyük çoğunluk kötü diye cevaplayacaktır beni, ki ben de bu konuda bir istisna değilim. Çevremizi savaşlar sarmışken, nükleer savaş tehlikesi tekrar ayyuka çıkmışken, Nazizm tekrar hortlamışken ve hergün gördüğümüz, yaşadığımız onlarca farklı olay geleceğe yönelik endişelerimizi daha da artırırken farklı düşünmek de mümkün değilmiş gibi geliyor. Ama belki Ray Kurzweil haklıdır, karamsarlık hayatta kalmamızı sağlayan evrimsel bir içgüdüdür sadece.  
Bugün dünyaya olumlu tarafından bakalım o zaman ve en azından işler burada iyiye gitmiş diyebileceğmiz neler olmuş son yıllarda bir bakalım:
1. Yoksulluk azalıyor: Günde 1.9$'dan azıyla yaşamak zorunda kalanlar olarak tanımlanan aşırı yoksulların sayısı giderek azalıyor. 150 yıl boyunca sürekli bir artışla 1970'lerin sonunda zirve noktası olan 2 milyara ulaşan aşırı yoksul insan sayısı, sonrasında hızla azalmaya başlamış. Bugün ise 705 milyon insan aşırı yoksulluk sınırı altında.
2. Çocuk felci dünya üzerinden silinmek üzere: Jonas Salk'ın ilk polio aşısını geliştirmesinden 64 yıl sonra, 2016'da bildirilen vaka sayısı 40. Çoğu ülkede yıllardır yeni vaka yok.
3. Doğum kontrol yöntemlerinin kullanımı artıyor: Yüksek doğurganlık ve çocuk ölümleri döngüsünü kırmak, kadınların kendilerine ve ailelerine daha fazla zaman ayırabilmelerini sağlamak için son derece önemli doğum kontrol yöntemleri. 2016'da en fakir 69 ülkedeki 300 milyon kadın en az bir kontraseptif yöntem kullanmış. Bu sayı 2012'de sadece 30 milyonmuş.
4. HIV ilişkili ölümler hızla düşüyor: 2015 rakamlarıyla dünya üzerinde virüs ile enfekte 36.7 milyon kişi var ve bunların 1.8 milyonu 15 yaş altında. Bugün bir HIV+ yeni ilaçlar ve ilaçlara ulaşımın kolaylaşması sayesinde neredeyse normal ömrünü yaşayabiliyor. Ölüm hızı 2000'lerin başındaki 1000 kişide 0.30'dan 0.14'e düştü.
5. Beş yaş altı çocuk ölümleri de belirgin şekilde azaldı: 1990'larda 12.1 milyon olan beş yaş altı ölümlerin sayısı 2015'te 5.8 milyona düştü. Bunda çocukları sıtmadan korumak için sivrisinekleri uzak tutacak yatak ağları kullanımı ve temiz su kaynaklarına ulaşmayı sağlayacak kuyular açılması gibi basit önlemler özellikle etkili oldu.
6. Sanitasyon: Son 25 yılda uygun olmayan sanitasyon şartlarında yaşayanların oranı % 57'den % 33'e düştü.
7. Milyarlarca insan taze ürünlere ulaşabilme şansına kavuştu: Yıllık meyve tüketimi 1961'de 83 pound (~38.5 kg) düzeyinde iken 2013'te % 100 artışla 172 pound (~78 kg) 'a yükseldi.
8. Yiyecek kıtlıkları yokolmak üzere: Dünyanın her yerinde insanlar yiyeceğe artık daha kolay ulaşıyor. 1961'de bir insan ortalama günlük 2100 kalori alırken 2013'te bu 2900'e ulaşmıştı.
9. Çocuk işçi kullanımı azalıyor: Hem gelişmiş hem gelişmekte olan ülkelerde yapılan yasal düzenlemelerle çalışan çocuk sayısı düşüyor.


Kaynak 



Wednesday, September 27, 2017

CPU Nasıl Çalışır?

CPU'nun temel çalışma mantığını çok özet şekilde anlatan yaklaşık 20 dakikalık güzel bir video. In One Lesson Youtube kanalından.


Cassini'nin Ardından

Satürn ve uydularını yörüngesine girdiği 1 Temmuz 2004'ten bu yana araştıran Cassini NASA, ESA ve İtalyan Uzay Ajansı (ASI) 'nın ortak bir projesi olarak 15 Ekim 1997'de fırlatılmıştı. Görevin tam adı aslında, ünlü astronomlar Giovanni Cassini ve Christian Huygens'in anısına, Cassini-Huygens Mission idi. Başlangıçta dört yıl olarak planlanan görev süresi iki kez uzatılarak ancak 15 Eylül'de Satürn atmosferine yönlendirilip yok edilmesi ile 2017 yılında sona erdi.
Cassini-Huygens görevi beklentilerin çok ötesine geçen bir başarı hikayesi oldu. 2004 Aralık'ında, Satürn sistemine girmesinden kısa süre sonra ayrılan Huygens Modülü Satürn'ün uydusu Titan'a başarılı bir iniş yaparak 90 dakika veri gönderdi; böylelikle Güneş Sistemi'nin dış gezegenlerine iniş gerçekleştiren ilk, Ay'dan sonra bir uyduya inen ikinci insan yapımı araç oldu. Cassini ise Satürn ve uyduları çevresindeki görevine devam etti. Yeni uydular keşfetti, Enceladus'ta sıvı halde su bulunduğunu gösterdi, Titan'ın dev metan gölünü inceledi. Bütün bu süre zarfında dünyaya bambaşka dünyaların görüntülerini sürekli yolladı.
19 yıllık uzay yolculuğunun son saniyelerine kadar data yollamaya devam eden Cassini'nin Satürn atmosferinde yanarak yokoluşu insanoğlunun bilgiye ulaşma çabaları için müthiş bir alegori olsa gerek.

Aşağıda Cassini tarafından gönderilmiş en görkemli imajlardan birini görüyorsunuz. Ok dünyamızı gösteriyor.


Bu infografik ise görevle ilgili bazı ilginç sayılar veriyor.

Gerçekten Dünyayı Kurtaran Adam

Bundan tam 34 yıl önce, 26 Eylül 1983 günü, Moskova'nın güneyinde gizli bir yerdeki bir yeraltı sığınağında, Oko (Göz) adıyla bilinen Sovyet erken uyarı sistemi alarm vermeye başladı. Sistemin görevi bir Amerikan nükleer saldırısını tespit etmekti ve uydular toplamda beş füzenin ateşlendiğini söylüyordu. O gecenin nöbetçisi Stanislav Petrov idi.
Petrov tarihi bir karar verdi, üslerine bir saldırı değil bir bilgisayar hatası olduğunu rapor etti. Ve anlamsız bir misilleme ile 3. Dünya Savaşı'na yol açabilecek süreci başlamadan bitirdi. Bu kararı verirken elinde insanoğlunun sağduyusuna olan güveni haricinde hiç birşey yoktu. Yapılan incelemeler uyduların bulutlardan yansıyan güneş ışığını yanlış algıladığını gösterecekti aylar sonra.
İlginç olan dünya bu olaydan ancak 1998 yılında haberdar oldu. Öyle ki bu tarihten önce hayatını kaybetmiş olan eşi Petrov'un dünyayı nasıl kurtardığını hiç öğrenemedi. Petrov ise hakettiği övgüleri ancak 2000'lerden sonra alabildi. Hatta hakkında 'The Man Who Saved The World' adlı, Kevin Costner, Matt Damon, Robert DeNiro gibi isimlerin de yer aldığı belgesel bir film çekildi.
Muhtemelen pekçoğumuzun hayatını borçlu olduğu Stanislav Petrov geçen Mayıs ayında, 77 yaşında hayatını kaybetti.